6 Ocak 2014 Pazartesi

ESKİŞEHİR SAVCILARI NEDEN BU KADAR SALAK?


SÜREKLİ RÜŞVET YİYEN FACEBOOK YÖNETİMİNİN HESAPLARIMIZI KAPATMASI NEDENİYLE BUNDAN SONRA FACEBOOK'TA PAYLAŞIM YAPMAYACAĞIZ...

BUNDAN SONRA TEK HESABIMIZ BUDUR:







ESKİŞEHİR SAVCILARI NEDEN BU KADAR SALAK?

İşte size iki belge:

BELGE 1). Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’nin hasta yatış-çıkış belgesi.
Adı hastane olan bu hapishanede 15 gün hücre hayatı yaşadım. 02/09/2009 tarihinde, işte bu belgeyi elime tutuşturdular ve serbest bıraktılar.
Eğer akıl hastası olsaydım, bu belgeyi elime tutuşturup serbest bırakmazlar, bir yakınımı hastaneye çağırıp ona teslim ederlerdi.
Kurallar değişmediyse olması gereken budur.

BELGE 2). Aynı tarihte Adli Tıp Kurumu’nda da heyete girmişim…
Tarih 02/09/2009
Elimdeki Mazhar Osman’ın belgesini aynı gün Adli Tıp Kurumu’na götürüp onlardan da bir rapor aldığımı mı iddia ediyorlar?

Peki buna ne diyeceksiniz:
Beni Bakırköy Mazhar Osman’a gönderen Mahkeme Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesi… Hakim Murat Karahisar… (İhbar ettiğim cinayetleri örtbas eden şerefsiz)

Adli Tıp Kurumu’na gönderen Mahkeme ise Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi… Hakim Nadir Serbest… (Sahtekar orospu çocuğu)

Mahkeme kararları aynı…
Rapor tarihi aynı…
Rapor aynı…

Heyet doktorları da aynı mı acaba?
Mazhar Osman’ın heyetteki sahtekar doktorları işte:
Latif R. Alpkan (Başhekim yardımcısı), Niyazi Uygur, Nevzat Satmış, Cem Tüz, Şeref Özer, Fatih Öncü…

Ya Adli Tıp Kurumu’nun heyetindeki sahtekar doktorları kimler?
Adli Tıp Kurumu açıklasın bu sahtekar doktorların isimlerini, ya da Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki seçme salaklar…

Sahtekarlıkların devamı da var:

Beni Adli Tıp Kurumu’na gönderen Eskişehir 4. Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest, 13/01/2010 tarihinde yargılamış, haberim yok. 

Şikayetçiler: Rüşvetçi Yılmaz Büyükerşen, Avukatı Cemal Okan Yüksel, Tarihi eser kaçakçısı Eskişehir Başsavcısı Gökhan Karaburun ve onun cinayetleri örtbas eden Vekili Coşkun Mutluer. 
İşte bu sahte davada 5271 sayılı CMK’nun “Gözlem altına alınma” başlığını taşıyan 74’üncü maddenin 1,2,3,4,5’inci kısımlarında belirtilen hükümler de uygulanmıştır mutlaka. 
Dosyada bana ait sahte bir ifade, sahte savunma mutlaka vardır. 
Uzman doktorun sahte bir raporu da vardır. 
Adli tıp Kurumu’nda 3 hafta gözlem altında tutulduğum da yazılıdır. 
Muhakkak Baro’dan bir avukat da duruşmada bulunmuş ve bu avukat karara itiraz etmiştir. 
Bildiğim hiçbir şey yok… 
Karar’ın temyiz için Yargıtay’a gönderilmiş olabileceği ihtimali bile var. 
Bana tebliğ edilen hiçbir şey yok…
Sözün kısası rüşvetçi orospu çocukları kendileri çalıp kendileri oynamış…

Sözünü ettiğim sahtekar hakim Nadir Serbest, yediği rüşvetlerden sonra 2011’in Mart ayında beni yine gözaltına aldırır ve gıyabımda yapılmış bir mahkeme sonrasında “Bakırköy Mazhar Osman’da tedavisinin yapılmasına” diye karar verir. 

Ellerim kelepçelenir, bir polis (Tepebaşı Polis Karakolunda görevli ve çok iyi tanıyorum), bir sağlık memuru ile birlikte 112 acil ambulansının içinde Eskişehir’den İstanbul Mazhar Osman’a iki buçuk saat içinde vardık, ikinci defa tımarhaneye kapatıldım. 
Üç buçuk ay boyunca, zırdelilere yapılan tedaviyi bana uyguladılar…
Yargıtay'a temyize göndermemi engelledikleri gibi, onanmamış ve kesinleşmemiş bir hüküm sonrasında, kesinleşmiş gibi işlem yaparak beni tımarhanede aylarca kapatmaları suçtu... 

Fakat şikayet edebileceğim bir makam kalmamıştı... 
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin, Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin...
Hepsinin haberi vardı. Zaten emri veren bu orospu çocuklarıydı.
Yargıtay, Başbakan Tayyip, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül...
Hepsine iadeli taahhütlü mektuplar ve dilekçeler göndermiştim...
Onlardan ADALET beklemiştim.
Nereden bilerbilirdim ki bunların da orospu çocuğu olabileceklerini?

2011 genel seçimlerinden hemen sonraydı, bir fırsatını bulup Mazhar Osman Akıl hastanesinden kaçtım. Ayaklarımda terlik, sırtımda pijama…

…ve beni rezil kepaze ettikleri Bakırköy Mazhar Osman raporunu Yargıtay bozdu…
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, “sadece Adli Tıp Kurumu’nun raporu geçerlidir” deyince…
Eskişehir’in rüşvetçi savcıları, Adli Tıp Kurumu’ndan geriye dönük bir rapor aldılar…
Bu sahte raporla Anayasa Mahkemesi’ni kandırdılar…
Belki de Anayasa Mahkemesi üyelerine rüşvet bile verdiler…
Bu ülkede artık olmaz diye bir şey yok…
Çünkü ADALET yok…

Dahası: Tüm dava dosyalarının mecburi kayıdı tutulduğu UYAP yargı ağında, yukarıda sözü geçen iki mahkemenin bakmış olduğu iki dava da yok… Kayıt yok… Belgeli…
Sözün kısası her şey sahte…

Diyorlar ki: Küfür etme...

ALAYINIZIN ANASINI SİKEYİM, SAHTEKAR OROSPU ÇOCUKLARI…
HESABINI SORACAĞIM…
07/01/2014

Kenan Akkuş (esrehber)

BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN'IN BANA DÜZENLEMİŞ OLDUĞU RAPOR İŞTE... ESKİŞEHİR'İN PİÇ SAVCILARINDAN BİRİ İSMAİL ILGAZ'A VERMİŞ, O DA AKLI SIRA BENİ REZİL ETMEK İÇİN İNTERNETTE YAYIMLATMIŞ (Kendisi bu işten anlamaz. Para bok gibi orospu çocuğunda. Vermiş bir mal'ın eline, adıma sayfa açtırmış):
 http://kenanakkus.com/


ESKİŞEHİR 3. SULH CEZA MAHKEMESİ'NİN MAZHAR OSMAN'A KAPATMA KARARI



BAKIRKÖY MAZHAR OSMAN'A 15 GÜN KAPATILDIĞIMIN BELGESİ
(18/08/209 - 02/09/2009)



HEYETE GİRMEDİĞİM HALDE  RAPOR DÜZENLEDİLER

KOKUŞMUŞ ADALET İCRAATLARI İZLEDİNİZ



SÜREKLİ RÜŞVET YİYEN FACEBOOK YÖNETİMİNİN HESAPLARIMIZI KAPATMASI NEDENİYLE BUNDAN SONRA FACEBOOK'TA PAYLAŞIM YAPMAYACAĞIZ...

BUNDAN SONRA TEK HESABIMIZ BUDUR: